Ali AK-Bafra’da Milli Mücadele. Bafra Halkevi ve Altınyaprak Dergisi
Sude Karak Konuşmaları [00:54] için çok teşekkür ederim. Yani ben yirmi üç yaşında bir yüksek lisans öğrencisiyim ve benim defa böyle güzel insanlarla edebiyatla ilgili olarak okul dışında bulunduğum bir etkinlik. Öncelikle gerçekten tekrardan teşekkür ediyorum. Ee benim Ali Ak hocamla tanışma yeri geliyor. Ben Ali Akgca diyorum. Yi geliyor. Bazen bilgilerini öğrenirken Ali de de şeklinde hitap ediyorum. Ee? Hemşuk hocamın bana Ali Akın çıkardığı altın yaprak isimli bir tıpkı basın var. İnceleme yapmak ister misin? Desiyle gerçekleşti ve ben Ali hocamla irtibata geçtim. Bana elinden geldiğince elimdeki bütün kaynakları vererek yardımcı oldu. Hiçbir bilgisi. Bunun için ona minnettarım. Yayın aşamasında da hep birlikteydik. Yani hep irtibat harteydik. Yayınlandıktan sonra da keza öyle. Ben her fırsatta onu telefonla arayarak geri geliyor mesajla Hocam bu bilginize ihtiyacım var. Hocam şu konudaki bilgilerinize ihtiyacım var diyerek hep iletişim halindeydim. Bugün de yine tekrardan sizlerin huzurunda ve sizlerin önünde de yine sorular soracağım ve Ali hocamın kıymetli bilgilerini ben öğrenirken sizinle birlikte de paylaşmak istiyorum. Hocam hazırsanız ilk soruyla başlayalım. [02:49] Başlayalım. Milli mücadele döneminde Bafra’nın yeri ve önemi tam olarak. Biraz kısa bir bilgi alabilir miyim? [27:07] Sayın moderatörüm kolaylaştırıcı Sude Hanım. Buyurun. Sorularınızı bekliyorum. Hocam ilk soruyu cevaplarken milli de Yunanlıların işgalinden bahsettik. Anadolu yaptıkları işgalden ve bunun üzerinden aslında benim soru Ee ikinci sorun şu şekilde evlenecek ama çok böyle ufak nacizane bilgilerle bir dip not vermek istiyorum. Yunanlılarının işgal ettiği Istanbul Anadolu bölgelerinde gerçekten Türkler sürekli savaş cephesinde oldukları için çok büyük sıkıntılar çektiler. Bizim genç nüfuslarımızdan çoğu kişi savaş cephelerinde kaybetti. Bununla birlikte Ee yine de çok fazla asimile olduk. Yani Hristiyanlar arasinda gerçekten asimile olduk. Çünkü istanbulda kurulan yabanci okullar, Türk paralarinin değersizlikleri ve bunların hepsini biz Yakup Kin romanlarinda halbede bir romanlarinda her şekilde gördük. Yeri geldi. Kadın üzerindeki baskıdan gördük. Yeri geldi. Okullarda asimle olan üç istanbulu anlatan romanlarda gördük. Ankara romanlar da gördük. Şimdi ziyar yok ayim Türk. Kavram ve ideolojisi var. Bunlar çiklarken de bütün edebiyat döneminde işte Ömer Seyfettinler halinde eddikler savundukları şey aslında Anadoluya geri gidip Anadolu köylerindeki insanlarla irtibat kurarak türlüğümüzü geri kazandı işte bunun yolu halk evlerinden geliyor ve altın yaprak üzerinde çalışan hocam Bafra Halke ve altın yaprak hakkında bize biraz bilgi verirse bu konuda daha fazla aydın hazırileceğimizi düşünüyorum. Yani bu belgeleri toplamak gerçekten çok zor. Çünkü biz bile bugün bir tane bir eski bir müüsayı ararken, dergileri ararken çok fazla yere başvuruyoruz. Çoğu zaman cevap almıyoruz ya da meyillerimiz aslında kalıyor isteklerimiz. Ama siz ee altın yaprağı bir araya toplayabildiniz. Tıpkı basın yapabildiniz. Benim de kitabımı çıkarmama vteği olabilir. Bu süreçten bahsederek halk elleri ve altın yaprak dergisinden gelen koruyu diyorsunuz. Evet. [43:24] Bir de lafınızı hocam. Hocam anlatırken bu gezileri yani halk evlerinin şubeleri kuruluyor. Dokuz tanesi şubesi, Güzel Sanatlar Şubesi, Temsil şubesi. Şimdi bu şubelerde ne yapılıyor? Köycülük şubesine mesela yüksek Zre köy arasındaki denge sağlanma. Ya da köylünün ihtiyaçlarına yardım edilmeye çalışılıyor, çalışıyor. Bunun yanında spor şubesinde yine Ali hocamızın söylediği gibi çevre şehirlerde ve yakın illerdeki halk evleri iletişime geçiyorlar. Spor münasab kalı yani bu futbol olur, cirit olur. Bunlar gerçekleştiriliyor. Bu sayede halk iletişim haline geliyor ya da her halk evinin çıkarmış olduğu kendine ait bir Ee dergi var. Bu Merzifonun taşan dergisidir. Bafra Halkevide altın yapraktir yazılar gönderiyoruz. Evet ve yazılar alıyoruz. Bunun sebebi de genç şairirleri topluma kazandırmak ve ee yani hep bir edebiyat sirkülasyonu gerçekleşsin. Halk ee iletişim halinde olsun ya da köyden yapilan derlemelerle çok panik oldum Erkan Hocam için kullanan kızı. Halkı yapmak şeklinde. Evet, şimdi. Sunucu konuşması [00:00] Teşekkür ediyoruz. Teşekkür ederim. Sizin yanında zamanların ölük yapacak. Soru cevap olacak herhalde. Hayırları ve siz olsun. Güzel bir konuşma bekliyoruz. Teşekkür ederiz. Çok sağ olun. [00:15] Ben de bu etkiliği panel düzenleyen sizlere. İlk defa Bakıda böyle bir etkinlikte konuşma fırsatı buldum. Sağolun. Şimdi bizim konumuz. Sude Karak. Hanımefendiyi tanışalım önce Dude Hanımı dediğimiz gibi öğretmen yüksek lisanssiyeti hazırlıyor ve alt yaplak kitabının incelemesini yaptı. Dude Hanım şimdi ben moderatör olayım isterseniz kitabınızı tanıtır mısınız? Öncelikle ee? [41:40] Ali Hocam, çok özür dileyerek araya girmek istiyorum. Hani katılımcıların başka planları olacağını da göz önüne alarak. Normalde şu an süreniz tamamlandı aslında ama altın yaprak ve halkinden şöyle kısa çok kısa tamam. Ali Hoca konuşma metni [03:00] Anlat. Önce bilgi mücadele terim üzerine kalım Birliği mücadele. cümlesini istiklal harbi Kus savaşı. bağımsızlık savaşımız Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı ve bildiği mücadele. diye aynı anlamda kullanıyoruz. Fakat billi mücadele sözü çok daha geniş, daha doldurucu, daha efendim. Ee tıpkısı oluyor. Ee, teşekkürederim. Sude Hanım da bu şekilde hlamış olsunun. şimdi. bir bir mücadele deyince. kırk üç yıl önce yayınladığım. Kurtun savaşı yıllarında Bla kitabından özetle sunacağım. Ama ee orada yazamadıklarım tabii anlarsınız ki kırk üç yıl önceki imkanlarla bugünkü imkanlar arasında çok daha farkla fark var. Ben on beş tatilde öğretmen biliyorsunuz. Karne tatillerini Istanbul a gider Beyaz etütüphanesinde ordu vercilerin kalktığı yerlerde onlarda araştırdım. Alt yaplar belgisi oralarda buldum. Istanbul Beyazıt koştum, orada buldum. Ankara ya geldim, bunu tamamlayalım diye emin onun bütün işlerini de söylüyorum. Istanbul da o Beyazıt Halk Kütüphanesi nde bir cilt haline elimle o zaman ciltler vardı. Böyle bir sütü üstünlü yerlerden geçiyorsun. Cilt halinde vererek cilettim. Yani önce bu altın yaprak dergisini bir araya getirmesine çalıştım. niye altı yaprak derbisinde çok zengin bir tarih vardı. Tarih vardı. Ee bildiği mücadele yılları Kurtul savaşı savaşımız, koltuğun su çetelerde savaşlarımız diye uzun uzun anlatılmıştı. Mahmut Üstüner o gün daha yaşayanlardan o gün yaşayanları gidiyordu. Ben de altmış dokuzda öğretmen olduğumda köyümde Bra çevresinde ilk öğretmenliğin toz aldı. Ondan sonra Ozan, ondan sonra kolay ve askerlik askeri öğretmen olarak kıyafettim. Bu yıllarda yirmiden fazla köyünde gazi vardı. Köyümde Gazi Hüseyin Tekin Koç kocaman madalyası alınında Ahan Sahip ilk kitabını hazırlamasından Istanbul dan gelen bir akrabası kamerayla kamerayı almıştı. O kamera ve resimle yaptığınız kitap o gazi bizim resim var bu gazi. annemin dayısı Dayımın ee dayısı Yengemin dayımın eşi Rabb de Ee Anaratın dayısı. Biz hep iç içeydik. Bunlardan çok şey öğrendik. Anlatıyordu. Bunu da anlatıyordu zaten bu Gazi dede bizim köyü de çok yakındı. Ç evi de çok yakındı. Sonra ortaokul yıllarında Ee köyümüz Ortaokul yoktu. Ben Galip dayım alarak okuttu. Onun evinde de devamlı. hem ee dayımın hem eşinin yani yengenin dayısı olmasının devamlı oradaydı. Bu gazi dedemizin anlatılarıyla büyüdük. Ondan sonra köyde petrol lampaları ışığında köy gecelerinde tütün dizmelerinde biliyorsunuz uzun uzun bundan anlatırdı. Ee ilkokulda telefler uzun olurdu. O zaman yarım saat olurdu. Otur anlatırdı. Şimdi ben böyle ee Erkan Bey Sevli asistana bakmıyor. Gözüme diktik efendim. kısaca başlayıp şimdi birliği mücadelenin tarifini yaptık. Istiklal harbimiz Kurtuluş Savaşı, Ulusal Kurtuluş Savaşı diye T Birliği mücadelenin ee tarih olarak zamanlı dönemini nasıl söylüyoruz? Atatürk ün büyük önderimizin Samsun a çıktığı on dokuz Mayıs bin dokuz yüz on dokuz tarihini biliyoruz. o günden Yunan ın denize döküldüğü dokuz Eylül e kadar süren geçen bu döneme milli mücadele ediyoruz. Bazı tarihçiler bunu mudanya mütarikası da götürürler. Müdanya mütarikasıyla Çünkü kendimizi kabretlemişiz. Lozan a giden yolu açmış oluyoruz. Peki bu bildiği mücadele yıllarında VF da neler oluyordu? Vanfa nın burada önemi neydi? Bafra da polz ayaklanması vardır. Bu ayaklanma, Türkiye de Birinci Dünya Savaşı ndan Birliği mücadele dönemi içerisinde olan yirmi beş ayaklanmanın en uzun süresiydi. Kontuz ayaklanması Birinci Dünya Savaşı nda yıllarında başlamıştı. Birliği mücadele döneminde bitmemişti. Billi mücadelede dedik? Dokuz Eylül yirmi iki dedik. Halbuki altı Şubat bin dokuz yüz yirmi üçte Debyan dağlarında buralardaki kontuz çitlerin son olarak imha edilmesiyle kontuz ayaklanması son buldu. Peki bu fontuz da butalar nasıl mücadele etti? Eğer o günlerde bu fontuz çetelerin, Yun, ingilizin, Rusun Rusa da geleceğiz. Şimdi nereden nasıl başladı Pontuz meselesi diye desteklediği de. oluşan bu çeteleri balfralılar engelememiş olsaydı büyük çoğluğunda balfralar diyor. Bakın tabii ki Havza, Vezirköprü, Gcivar, Ordu, Sinop tarafı, Trafton tarafı daha yumuşak geçti. Buçarpışalarda mücadele etmemiş olsa da olacaktı. Burada öyle bir oluşum, öyle bir kuvvet kurulduğunda Ankara hükümeti tehlikeye girecekti. Arkadan burma kardeşçe burda olacaktı. Rusyadan çıkan silahlar bizim buradaki milis kuvvetlerinin eline geçmeyecektir. Neden? Niye silah arıyor? Bizim dört yıl savaşmış, iki yıl Balkanlar da savaşmış dört yıl efendim. Ee bir dünya savaş savaşmış bir halkın elinde silah olmaz mı? Almışlar mı? Niye almışlar? Otuz Ekimde Mondos da Agaman gaz yaşına yapılan anlaşmada Rauf Bey bütün silahların teslim edilmesini kabul etmişti. Edilmez di ateşkes anlaşmasında herkes olduğu yerde durur. Bütün dünyanın kuralı bulur ve orada silahını bırakmaz, silahını bırakmış, teslim etmiş bir milleti işgal etmek tabii ki kolaydır. Güvenilir miydim? Karttropa güvenilmez tabi bana güvenin diyordu. Ra Beye paşam paşam çok büyü örnekat ediyor. Rut Bey? şeyi Traf gemisine geçiyor. Traf gemisine Istanbul da görüşüyor, taşa yorulmuş ordan aşırı isteğe karşısında nasıl olduysa böyle bir çok kabul edilmez bir anlaşmaya imza atmıştı. Atatürk hiçbir zaman kabul etmedi, güvenmedi. oraya da geleceğiz. Peki Holsun süt çetelerine ilk yardıma kim kimdi? Rusya, Rusya birya savaşında ilk tifemiz olan Kafkaslarda. bizim doksan bir askerimizin ölüsü, kayboluşu, doluşu, şehir doluşundan sonra h Harşit çay a kadar gelmişti. Harşit çayı da Olular öyle bir mücadele verdiler ki onlar orada hani halk d ya çivledi bhlladı geçirmedi. Ama Rus ee efendim generalleri, Rus subayları Sinod a kadar bütün ev tarafa ajans sararak. buradaki Hristiyan milletini ayaklandırarak çeteler kurdurarak elbetteki para k açalım içinde bu çetelere katılmayanlar da vardır. Halk her tarafta aynıdır. Amerika da aynıdır, burada da aynıdır katılmayanlar da vardır. Ben bu çetelere katılamam. Yüzyıllardır yaşadığım Türk dostlarıma, komşularıma hainlik yapamam genler de vardır. Şimdi bunlar Türkçe konuşan Rum dediğimiz, Hristiyan milleti dediğimiz. bizim komşularımızdı dedelerimizin komşularıydı. Neden peki bir Türk Türkçe konuşuyor? Ben diyorum, yaban diyor. Ama yine de o dini ayrı olduğu için dinin tepkisinde kalıyor. Eperes üçlerin büyük vurmakası Yunanistan a gelen Say kırındaki papazlar kışlıktmaları oluyor. Bir de ee Fatih zamanında Hristiyan millet. millet sistemi kim Müslüman millet diye ayrılmıştı. Bir Arap Araptır Türk belibisi var mı? Yok. Almanın yok, Japon un yok. Türkiye deki Türk Türktür. Ama bunun dördü de Hristiyansa Fatih Hristiyan kilisesine gideceksin. Sen Hristiyan milletisin diyor. Bütün kanunları ona göre ayarlatıyor. Müslümanlar da yine öyle ayırıyor ve böylece ee Kıpçaklardan, Kafkasya dan, Orta Asya dan gelen tarih boyunca bütün Türkler, Klar, efendim, prototipler isitler. efendim. Ee kimlerler? Hepsi Anadolu da dolmuş oluyor. Eiyor Hristiyan milletin adı altında ermiş oluyor. Peki şimdi bu bilgilerden sonra konuyu dağıtmayalım. Efendim. Muratörüm itiraz etmiyor ama. Peki Balkanlar nasıl bir mücadeleyle bu? efendim. Ee silahlandilar bu fontuz çeteleri susturdular. Rusyadan gelen kaçak silahları işte cemiyeti hayri islamiyeti bak bir dernek kurmuş. islamları koruma Hayır cemiyeti Bu cemiyetten Kirk üç gün önce yazdiğim kitaptan kimse bana bu cemiyeti hayri islam ve kimdir nedir diye sormadı. Üzüldüm. Bin beş yüz tane vallahi basdı Gli Caddesinden bir ev alıyordum. Ee o kitabın zarar da efendim Ee almadık. Yani biraz önce Idris Bey dedi ya hanıma Allah razısın dedi. Ben de hanıma Allah rahim. Bir evin parasını gömdüm, gitti, harflerle yazılıyordu. Ama ben reşit bir de bir şey demedi. Allah razı olsun. Böyle bir eşit kesti. Efendime söyleyeyim. Çok anlayıştı Beşim kendisine çok sağolun. Burada yok gelemedim. Teşekkür ederim. Peki Cemiyeti hayli Islamiye nerede vardı?Başka? Saat halinde tabesi vardı. Burada ciyeti vardı. ilk belediye başkanlarımızdan eski ve aynı zamanda halk başkanlarımızdan Zihni Şahin in anıları da var. Zihni Lokman Lok Lokman anıları da var. Başka nerede var? Kafkas ya dan gelen Azeri Türklerin içinde var. Oranın kayıpları da var. Azerbaycan ın kayıpları da var. nasıl var işte Rusların Ofa kadar geldi dedik ya Ofta karşı çayı da durdurdular dedik. O harşit çayına kadar gelenlerin içinde azeri Türkler var. Bu Türkler ee Türk askerleri, Azeri Türk askerleri bizim Müslüman Türklere Trabzondan değeri buralarda gelecek her konuda tehlikede uyarıyorlar, yardım ediyorlar. Hatta Ruslar çekileceği zaman. o Trabzonda evbeli subaylar Klar işte ev subaylar var zaten birlikte hareket ediyorlar. Ee bir camiye doldurup hepsini bizim Türkleri yakmak istiyor da o Azerbaycan Türkler haberi veriyor, kurtarıyorlar. Rusya da Rusya nın çökmesiyle bizim Çanakkale deki büyük zaferimizle itiraz edikleri yardım etmesiyle edemememesi Rusya nın çökmesiyle Rus askeri buradan çekilmiş olurken, Vippaşa da geldiği bütün Karadeniz. bölgesini tekrar kurtardı. Ruslardan temizledi. Ama bu arada Rusların yardım etmişi olduğu efendim silahlar bu kızıl ağdan gambotlarla taşıdığı silahlar kurduğu çeteler. içimizdeydi dağlardaydı. Atatürk zaman Samsun a ayak bastığımda Samsun bölgesinde kırk tane çete vardı. bunun yedi sekiz tanesi Baltankasında, Havzada falan hepsi de bakıyor. Dandağ da kurtarılmış bölge orayı karargah yapıp oradan Samsa hükümeti kurup bütün kar denizde hakim olacaklardı. Güya. Ama buna işte baltaların büyük fedakarlığı izin vermedi. Çok büyük kahramanlıklar yaptı. Bunu bilelim. Yani böylece onu söndürmekle. şeye Sakarya Dumlupınar a gidecek yardımların da yolu açılmış oldu. Yolu garantiye alınmış oldu. arkadaşlar. yedi Haziran bin dokuz yüz yirmi iki. Bakın Temmuz Ağustos yirmi altı Ağustos başladı Gül tarım işte bundan daha iki ay kadar önce büyük Ağustostan. Ee büyük Trudan iki ay kadar önce Yunanların Av ssı yedi tane kırkışı kırkış diye bir gemiler de vardı, isimler de vardı. Yunanlar yeni gemi geliyor. Samsun limanından top atışıyla efendim. Ee Samsun yakıp kyor. Bu yıkılan binalar içerisinde eğilmenin yetimhanesi de var. Bak yani her tarafı buluyorlar bunun yanında. Amerikan zırhlısı da var. Amerikan komutanı da izliyor sadece. Gallah ne diyor? bu sadece Amerikan Komutanı gemi Komutanı bizim Türk maliye gidip gelip elçilik yapıyor işte teslim olun. Depodaki silahlarınızı verin, toplarınızı verin gidip uğraş uğraşlar da yapıyor. Ama bizim Türkler teslim olmuyor. Neden? Samsung da dört yüz top ateşi arkadaş düşünürdüm olduğunu Samsun da dört yüz top glesi düşererde neler yapmaz? işte birliğin mücadelede bu yıllarda neden? Eğer fonun çeteleri başarılı olsaydı o gelen Yunan zirrisinin toplara ateşleri altında neler olmazdı ve her zaman için izmirde olduğu gibi samsundan vakf de bir çikarma düşündüler. Yunanların kışbtan ingilizler, ingilizler izmir e çıktı. Ama bütün masrafların sonunu bunu herşeyi ingiltere, diğer devletlerin yardımıyla oldu. Biz izmir de dokuz Eylül de Yunan ı denize dökerken ingiliz de on sefer denmiş olduk. Onun acısıyla hala eperist devletler bizim kaldırmamızı istemezler. Bize düşmemizi istemezler. Moderatım çok uzattı. Yalnız burada bir şey daha söyleyeceğim izin verirsen. şimdi. dedi ki A Samt çıktığında efendim Samsun işgal altındaydı iki yüz. efendim. Subay gelmişti. Ingiliz subayı bunları topu tüfel tesis eşleri sunmak, aşkları. beyefendi. Beyefendi seisleri, atları, arabaları, kamyonları her şeyler de vardır. Peki sonra? Atatürk on dokuz Mayısta Samsun a indiği günden iki gün önce de yine yüz kişinin kuvvet geldi. Batamızda şu meydanda her köşede bir kitli subay vardı. Fra Müdafakut D nin Başkanı Cennet Izade Ibrahim in oğluSayın Ahanesi Ahmet Ayan ile saatlerce yaptığım sohbet zaten bu kırk üç yıl önce yayınladığı Kurtulvaşlarında bafı da vardır ve yayınlanan not da var daha geride. bütün bafraya hit i smail gelip. dolaşıyor. Evlerden silahları alıyor, topluyorlar. Köyler sessizliğe dönülüyor işte. Onun için tekrar bafallar silah kaçırıyorlar. Şunu söyleyeyim ki çevrede yaşemeyeceğim. Bu zaman da söylemedim ilk defa şimdi burada söylüyorum Bafra ya bafollar. Bafra Cemiyeti Ade Islamiyetiiyeti. Daha sonra bu cemiyet Bafrada Cemiyetine dönüştü. Bafra Muda Ciyeti kaçırdığı silahları almak için Bafrada da yerli çeteleş var. bu çetelerimiz aldığı silahları hem bunlara satıyor, hem Müslüman bizim giriş hükümetlerimize müdafımıza satıyor. Yani bunu ilk defa çıkıyorum burada daha açıklamadım bunun yanında. büyük çiçeler var. Bunun yanında dünya çapında kaçakçılar var. Ogunun Karadenizinde. Şimdi ben bir Samsun dan bir gemiye bineyim de Istanbul a gidiyim diyorum. Bulamıyorum, internetten bakıyorum ş bırakıyorum. Her gün Yunan, Fransız, italyan gemileri ticaret yapıyor. Cd atıyor. Yani ogun ulaşım daha kolay. Rusya nın karşılan Soçi denen yerden binlerce silahı bizim mtalarda getiriyor. Herkes getiriyor şimdi yani ha bir de şunu anlatacağım atatip Samsun a çıktığı zaman unutmayın. Batı sata bakıyor musun? Onlara geçiyor muyum? Ben şimdi. dedim de biraz önce Giplayım yanımda ortaokulu okudum. dayım evden geldiği zaman şey işten geldiği zaman efendim hemen bir şey. kitaplar alır. Kızı hay di Efendim Fuat ben efendim. Bildiniz ki kaç yaş gerideydi bizim efendim fazla edilemezdi. Yani biraz biraz daha iyi oldu herhalde. Ama yine de tabii o kalonun içi gelen bir haber Sayı okudur, kendi okudur islam tarihi, Türk tarihi. bedenler efendim. Bütün Osmanlı tarihi. bir bir sayfa sayfa bunu evlere ne kadar varsak onu pek y o. Sen oradan da geliyor. efendim. Teyzem Lokmanlar vardı. Bunları güllü Ismail Lokman ve Fatma Lokman Allah rahmimesin. Soner Rockman ın babası Ser Rockman diyeceğim şimdi. bunların günü vardı. Halit Yaşar diye Dihat Yaşar ın babasıydı. Damanları D Yaşar. Y Yaşar çok ünlü sesiyle halkinin sanatkarlarından ve halk. efendim bu halim yaşar. şimdiki İş Bankası nın yerindeki eski iş Bankasıyla hemen biticiğindeki binanın arasında bir metre kadar genişte uzun bir boşluk vardı. Oradan ayakkabı tamirciliği yapardı. Ben şimdi teyzemlerin evinde. bu topluluklarda, bayramda seamlarda hep bu dediği görürdüm. anlatırdı. Bu da ben Atatürk ü gördüm. Bizim de öğretmenimiz vardı ki Selahetinçiler Atatürk anlatırken böyle sayır mı sayır pompo yaraklarından yaşlar asardı adamım. bu bir günün dedi ki Efendim. Ee işte kim de yaptı? Şu var, bu var. Köylerden soruyor, parmak kalkıyoruz. Kolayda bizim Hacı ağız dedemiz var. Şu var öğretmenim bir dede daha var. Ağün görmüş dedim ben. Sen misin diye. hemen gideceksin. Göreceksin derde şurda. O kendi de geldiği notlarını varsa yayın olmamış herhalde inşallah o da yayınlar da ben de daha bir şey yaparım şimdi. efendim. Bu Halim Beyle bir parşüman kağıt aldım. Parşüman gördüm. O zaman iki kağıt bir simit parasıydı. Aa gözümde var. Aldım kağıdı geldim. Şimdi siliyorum yazıyorum. Bir iki arkadaşla geldik oraya girdik araya. o söylüyor. Biz yazıyoruz, biz soruyoruz. Selahetçilerin demiş olduğu notları yazıyoruz. Ee soruları soruyoruz. Siz dedi kıyamadınız bu kağıdını dedi. Bize Iş Bankası defter kalem dağıtı dedi. adam çıkardı bize oradan kendisine verilen defteri kalemi vergi yani bu not. şeyde inşallah bir gün çıkacak. Belki başkanlık kayıplarda da çıkacak. Ben şimdi Cemiyet hay Islamiye. derken söz ettim. Fakat hani dedim ki biraz daha efendim Bafta kimse sormadı. Bu ciyet nedir? Ne değildir diye. Ee bizim BFA nın bilgiyi eniştesi var. observoğu takmadıylayazıyor. öğretmenim. Aynı kızda polis mi ya. Valla kardeşim bu adam Cemiyeti hayli Islami de bulmuş. Hacı Hafız Mustafa Bey Efendi nin Atatürk karşı basta bulmuş. Ben diyorum çıkıyorum ama ben Başbakanlık arşivinde bir şey gösteremiyorum. Bu bildiğ ilişlerimize teşekkür ediyoruz. Efendim. Bildiğim mücadelede BP nın yerini ee önemi ee biraz anlattım sanıyorum efendim. Başka atlattığım bir şey vardı. Cemiyeti aile istemeye anlattık. müdafaa dekten söz ettik. Zaten bunlar çok çok anlatılan bir konu. Ama ben daha değişik birgere vurdum ki Ee inşallah bu Halim Yaşar da Halim Yaşarın tordu Ufuk Yaşar ile karşılaştık bir genaze ağabey dedi. Bunları nasıl bulur? Genelkurmayan bilmiyorum inşallah bulursun dedi ama Genel Kurmay değil de bu başbakanlık arşivi deniyor. Oradan işte araştırmacılar bulun bulun falan dedi. Efendim. Ee bu konuyu burada noklanıyorum. [30:26] Şunu söyleyeyim Ee bir çok ee efendim normlar çekiler, Sil çekiler Efendim. Ee saldırılara uğradilar dediniz. Doğru. Sadece bu saldirinin boyutlarini söyleyelim. Ee bizim Bya sonra geleceğ Istanbul da işgal kuvvetleri kapilari tekmeiyorlar. Bük bir asker çıktı. Altmış bir gemiyle önce bu gemilerden sonra bunların tamircileri aşçıları. supayları birçok kişi bu on bin kişiyi buldu. Istanbul da dört bin di yazarlar, dört bin Fransız askeri çıktı. Istanbul a şu kadar ingiliz çıktı, bur çıktı. Fakat gelen gemilerin sayısı yük gemileri şar devamı yaptı ve iki milyon sekiz yüz elli bin kişiyi askere alan. Padişahın vekili Başkomutan Enver Paşa nın eşi de Fransız biz buraya kontan evinden attı. biri makb olacak iki iki kızı da satüde Numan Paşa da doktor. Hani şu bir DN kuran Paşa göz doktoru bu geliyor çocuklar iki çocuk saatüde iki tarafından bir bekle kalan arabası var. Arabasını sokağa bile sokmuyorlar. Onların elinden attı. Fransız komutan kendi yerleşti. Bak. iki bin on sekiz için almış Posma Enver Paşa nın eşini atıyor. Başa badetlerin yeğenlerini saraylarda hep atıyorlar. Resmi dairelerde postaneymiş hastaneymiş hastaneler insanları boşaltıp atıyorlar. Bu kadar zulüm gördü halkımız Balkırda Balda otuz iki köyü yakıldı. Çarşur yakıldı. Iki ay önce yine Çarşur daydım. Hala ordan bir şeyler arıyorum. Bakın hala arıyorum. geçende gitmemden o kilisenin yerini tekrar tekrar kontrol ettim. Toprağına taşına aldım. Orada toplu öden bir yerde sahada bir yer var. Oraya tekrar baktım. Yani kafamda bazı şeyleri oradan arıyorum yani. ha? Şunu söyleyeyim arkadaşlar, ben geçtiğimde bütün köyleri gezdiğim da taş derken fontosu Rumçer öldürülü Türk nüfusu iki bin beş yüzdür. Bakın işte burada söylüyorum. O gün bunları notuma dayanarak söylüyorum. O notlarım o şeylerde inşallah kuracağım. Bir gün kasetlerim var, bantlarım var, şunlarım var, bunlarım var. Iris Anatın babannesi benim annemle kayıt var. Onu sizler dinlemediniz hiç meffi diyorum. Meffi, me me me. tabii yaşları Ozman diline doksan yaşındaydı. Efendim ne diyor falan. Hatta bir Hüseyn Tekin sizde Garip Bayım da vardı. O orada siz şimdi eski şimdi gelinizi kolay değil. Ben eskiin karşısına geldim. Ee orada dinletmiştim. O bir suretini verin dedim. Da böyle kaldı efendim. ne? Bakın. bin dokuz yüz on altı on yedide çarşu yapıyorlar. Çarşur di de aklıma geldi. Şimdi gollardan geliyoruzsa bütün efendim. Ee bu saldırılar karşısında Osmanli devleti tedbir olarak bunları geçici bir sürgüne gönderiliyor. Ama bunlar diyor. Anneannem Fatma Anarat bir sürü sonra geldiler. tütün diktiler, ektiler ama ekimlerini alamadan da gittiler. E otuz ekip anlaşmazdan sonra geri dönüyorlar kardeşim ve bir kismi gidiyor. Bunlar önce bines önce gidler. Yani savaştan sonra Atatürk Ssun çıkmadan daha o altı ay süre içerisinde şeydeyken ee Istanbuldayken Peki hatta bir ee giderken de balı satıyorlar. Ben de bir çarkı aldım. çarkı dediğimiz burgun pı konduğun zamankarşıyı vurunca şöyle diktir tavanı tam gelir, yuvarlak değildir. Dik tak eder böyle burgun piravına kalktığı gibi h götürürsün efendim o çarkıyı da annenden annene vermişti. Ben şimdi bulamıyorum. Yani böyle Arapça ya desen hatemiyorum. Şimdi Latince desem bir yazı Şey bu müşter bu müştere kaybolmuş parası. Şey ne? şey yaparlar işte. efendim. Kanaylaya kanaylaya. sonra unuttuğum başka bir şey var mı diye bakıyorum. Yani bütün bunlar. dikmedikçe yani oltu sorunu. Birinci Dünya Savaştan başladı. Atif sına çıktıktan sonra niye silahlarımız alınmış. Biraz önce anlattık. efendim. Ee ordu dağıtılmış çeteler olmuş. Bu çetelere karşı atılıp Samsung a çıktan sonra Hacı Hafız Mustafa Önder Ee bizim Avşoroğlu onu anlattı. Çok güzel anlattı. Ee Havza karşıda birisi Hacı Ağız termeden Mustafa Kuzular şeyden Akzadeler kavaktan falan Bunlar geniş karşılıyorlar Daha sonra atadık haber gönderiyorlar. kurucu dek yapalım efendim. Ee müdaf devletleri var mı diye bizim hızla gidiyor. Mustafa Önderburi Efendim biz de cemiyet ayri isteriye bakıyor. Biz bununla koruyoruz. Müdaffa dönüşeceksin diyordu. Aynı müdaf evlerine dönüşüyor. Bunun dönüşmesi bu ikinci fontosların burada sürgü edilmesi ise şeyde ee Ee bin dokuz yüz yirmi birde üç posta halinde Bafra, Samsun, alaşan giderler ve burada nokta koyalım. Şimdi halkevide dediniz kızım halk evleri Türk ocaklarının devamıdır. Bin dokuz yüz on iki yılında efendi Osmanlı Türkleri diyorlar ki bütün Osmanlı devletinde herkesin bir ee ocağı var, bucağı var. öğrenciler dışarıdan geldiği zaman Istanbul a yatıyor, kalkıyor. Bizim Türkler de efendim gergahlara sığınlıyor, tarikatlara sığınılıyor. Bunlara bir ocak açalım. Bunu yapanlar şeyleri Türk öğrencileri bunlar Türk hı kuruyorlar. Amaçları Türklük şuurunu uyandırmak şeylere Türk milletine Türklük şuuru uyand Osmanlı altı yüz yıl efendim. Şeyin Arapların kültüründe kaldığı için Türkü sorunu flermiş. Kimse ben Türküm demiyorum. Islam milletinden diyor. Hani Fatihler diyor ki Ben islam milletim islamın Türk değilidir? o dönem içinde Türklere zaten idrak kiler olarak dokunuyor. Çok fazla. Ee yani asimile olduğumuz için. Ama bence bunun kurtuluş yolu halkevleri. Yani halk evler genel sahip. şimdi Türk ocakları. büyük savaşında bilim mücadelede atıca çok yardımcı oldu. Çok yardımcı oldu. Hocam Afroi tkoca nın binasını hatırlatın isterseniz biz de şimdiki Tkoca cadde var. Hen daha binası da bir ara kız sanat oldu, bir ara öğretmen oldu. Şimdi ne oldu? Bilmiyorum. Bir güzel bir şey var. Şimdi tekrardan restorasyon yapıldı Hocam. Halk Eğitim Merkezi olarak kullanılmaya devam ediyor. Orası artık halk merkezi asıl sahibi Efrahim A Efrahim zengin tüccardan birisi. Fakat Cumhuriyet ilan edildikten sonra Atatürk işte laiklik, Cumhuriyetlik, devletçilik, halkçılık, halkı uyandırmak istedi. Türk ocaklarıyla bunu yürütmeye çalıştı. Türk oaklara büyük hizmet oldu. Elli bin kişi de okuyazar seferberliğinde okuttular. Ee Türk ocağın mektebi var, mektepleri var. kapandılar. Niye kapandı işte serbest değil Takber Ket fırgasına ve bazı efendim Cinci şerç gruplara doğru kaygı turbacakları efendim. A a karşı olanların merkezi oldu. ve pasif oldu. Atatürk yirmi dokuz Bımda Ege doğru gezdi. Baktı ki Türk ocakları hiçbir şey yapmıyor. Kahvede oyun oynuyorlar. Devletlerinde lokallerinde kumar oynuyorlar. Başka birşey yok. Siz niye dedi Gip de anlatmıyorsunuz. Siz niye böyle pasif kaldınız. Sonra Kübray olayı oldu. Aadık buna çok üzüldü. Hatta o kasabayı bomba. Yani bu kadar hızlı Türk Ee şeyde ee Kubray da çok Atatürkçü dahi böyle fikirleri sağlam bir kişiymiş. En son eatın dergisinde Ee okudum elime geçti. Ee ben ee ifatın şey ee o sırada işte öğretmendir. Öğretmen hanım Ee müdürü çağırıyordu haberveriyor. Ondan sonra öğretmen hanım Bursa ya ta diyor, şeylere gidiyor falan. Yani oradan okudum. Yani bu durum karşısında Atatürk tüm ocaklarını kapatın. yerde diş devlet mücadele on görev yapacak. Halk evlerini kurdurdu. [42:15] hatırlayın FARC de kuruldu, ilk kurulan halk arasında Samsun da var. Biz de söylediniz ki bir gün sonra kuruldu. Yirmi dört Şubat de efendim. Ee S Sop halkevde de söz etmek lazım. Mersinan Ağblerinden de ee hal halklerinden söz edeceğiz. Bunlar birbirine tütünlüyor ve yazarlarımız aynı kalma giriyor. Şimdi korke ve amacı neydi? Türk toplumunun çağdaş duygularını üstünden çıkarmaya çalışmaktı, halkı eğitmekti, aydınlatmaktı, Cumhuriyet rejimini ve devrimlerini halka benimsetmekti. Çünkü halk daha on gün olmuş Cumhuriyet rejiminin daifliği benimsememiş. halkı lay ve bilimsel birden yurttaşlık. kültürü etrafında birleştirmek amacındaydı. Bunun için de çalıştı. Yani Türkiye Cumhuriyeti devletini korumaktı ve bu amacına da ulaştı mı ulaştı. Dört yüz yetmiş yedi halk efendim. Ee açıldı. Ee Halk odaları ise kırk otuz dokuzda açıldı herhalde. efendim. halkevleri daha sonra halk evlerinin açılamadığı yerde küçük yerlerde şube sayısına bakmaksızın halk odaları da açıldı. Çünkü halkevinin açılması için belirli bir sayı en az üç şubesinin kurulması gerekiyordu. Sinop halkevi üç şubeyi tamamlayamadığı için binası her şeyi olduğu halde bugünkü ATV nin olduğu yerdeydi. Ee açılamamıştı o daha sonra ki ilk altı aylık döneminde açıldı. Neden sinop sinopla bir deniye başladı Bu Ali Hocam? Neden mi? Bizim Bfra Halke köylere gezileri var ama çevre deki halk evleriyle de görüşelim kalaşalım değişliğimizi tanıştıralım diyorlar. Ve bu amaçla sinop halkemi davetliyorlar. Sinopalke geliyor önce Bafrada geziyorlar, tozuyorlar efendim. sohbet, dostluklar kuruyorlar. O sırada bir de yine halk evlerinin bir kardaşlık şeyi vardır. Bizim yerli köyler bir muacil köyleriyle yerli köylerde genç kızları eldeleri kardaşlık yaparlar. Onlar birbirlerine gider gelir haberleşip hediyeler verir falan. Bu amaçla olmuş oluyor. Sinop Halkevi de. Bı har kiminin da ediliyor. Otuz altı. efendim. Bu bizim Halkevi o zaman yoğun yok. Ee bu bir motorla gidiyor. Bütün bunları siloklar karşılıyorlar, maç yapıyorlar, eğleniyorlar. Bütün dostluk yazılarıyla Banf Halkevi kitabına da mektuplar gönderiyorlar. Ama bizim Bf Halkevi de sinopun çıkarmış olduğu drenaj dergisine dört yazı gönderiyor. o yazlarda yakında Sinope Daz dergisini yayınlayacağız. Ee son aşamaya geldik orada yayınlayacağım. [44:59] seksenin başlarıydı. Küçük kızım orada iki yıl doktorluk yaptı. O süre içerisinde tabii Sok ta ben gideceğim bir öğretmen ve kütüphane öğretmenlerin zengin kütüphanesi var. Emeklerle konuşuyorum. Tahsin Aksan diye o gün bakak seksenin Hadi iki üç diyelim. Yani dört değil. Yani seksen dörtte burada şey Ee doksan iki bin dört iki bin dört yani Mer değil böyle hastanın mı desene seksenlere gidiyorsun. Iki bin dörtte efendim. öğretmen de baltalayım deyince bir yaşlı Bey ben dedi Tahsin Hsan ne var mı? yok, iyi falan söyler. E altyapığı gördün mü dedi dedim. Efendim altyapığa çalıştım, faydalandım. Bun kitabım da ondan çok faydalandı. Orada dedi. Bizim yazımız vardı. Teşekkür et dedi. Ama siz balalar yok mu ded. Bize geldiğiniz zaman oyunda kile yapınız dedi. Bu şimdi ben an diyorum. Çok yaşlı bana b bu zaman. efendim. Şöyle böyle bak dedim. Ben anlatayım işte Istanbul Üniversitesi nde öğretmen deydim geldin biz de paşa ediyoruz. Ee biz dedi siz gelince efendim. Meray başında siz oyuncu değiştirdiniz. bakalım ben birini aldınız. ve bizi yendiniz. E nasıl darandınız mı? Yok dedi. Bile bile yine çok çenliklerle anlaşmalarla sizi uğurladık dedi. Ve o sayede çok karşılıklı yardımlaştık dedi. Halk yazarları bize de yazılar gönderdiler dedi. Anlattı Ali Hoca durumu da nerede oturuyoryapacağım falan Büzlere karşılar. Geçen de gittim bir de işte Ee Sok ta fotoğraflamaya gitmiştim. Büzler e karşılar zaten vefat e biliyorum da Ee bana o gün bir takım notlar verdi, yazdım, çizdim, anlattım, gittim ama ne yapayım izin verin. Bir dakikacık daha anlatacağım. Tahsil Aksan da yapmış olduğum konuşma aldığım notlar geldi burada. O zaman bir televizyon vardı. Iki bindi üç bindi baf da bir efendim bir büyük bir zengin bir bafladı anlatıyor. Şey diyor. efendim. şöyle ba halinde falan Ben dedim böyle böyle notlar var. Ee çok güzel. Bunları bir hazırladım götürün dedim. Efendim. Gittim efendim. Beni bir ağırladı. Büyük bir iş yeri vardı. T şey yazdı Ybaş yılbaşı tatlılar şunlar yğdu arkadaş yemekler diyor. Ben yedim diyorum. Bir de bana ısmarlıyor. Çamaklar memaklar çok kültürlü, kasipli, zip bir bafol efendim. efendim. Açtım açtım. Ben tahsilattan getirdim ve alt yapı da götürdüm. A okul bü görmez A hocayı götürdüm. Gidiyor Acu n de gelirim. Nere misin, nim misin? Ondan sonra ben yikildim hayallerim yikildi kampa çekildim. Kimseden şu kitap yardım eder misin demedim. En son alti yapı basit Bin biliyorsunuz işte orada teşekkür ettik. Kayb verderim cevabı çıkacak ve üstü çğım oğlu. iş adamı petrolcü Necat Çubacı Büyük Y Ban o kitap basıldı. Yoksa dokuz yüz altmış lira mı kardeşim yüz lira il saman kağıdının şeyi yani o kitabı ben basma gücüm etmiyordu. Kendilerine çok teşekkür ediyorum. Sizlere dinlediğiniz için saygılarımı sunuyorum. Bak başka zaman daha bir zaman verseniz var da var da konuşuruz. ederim.












