Selesepet Gecesi: Zembil Fenerlerimiz, 300 Yıllık El Sanatı ile 600 Yıllık Geleneğin Buluşması
Ramazan'ın 14'ünü 15'ine bağlayan gece, Bafra sokakları asırlık bir neşenin sesiyle çınlıyor. Çocuklar, ellerinde rengârenk fenerlerle kapı kapı dolaşıp yüzlerce yıllık maniyi haykırıyor:
“Sele sepet top kandil,
Aç kapıyı ben geldim.
Ayda yılda bir kere,
Kapınıza hoş geldim!”
UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'nde yer alan bu 600 yıllık gelenek, bugün Bafra’nın bir başka kültür hazinesiyle daha anlamlı bir buluşmaya imza atıyor: Zembil örücülüğü.
Araştırmalara göre, “Sele Sepet Top Kandil” geleneği, Bafra’da kökü 300 yıla dayanan kındıra sazı ve mısır yaprağından sepet/zembil örme sanatıyla yakından ilişkili. Geçmişte çocukların taşıdığı fenerler ve sepetler, bugün aynı doğal malzemelerle, aynı ustalıkla üretiliyor. Bu yılki şenlikte, atölyelerde örülen minik zembil sepetler ve doğal malzemelerden yapılmış fenerler, geleneği görsel bir şölene dönüştürdü.
Bir Kültür İkilisi: Zembil ve Kandil
Usta öreticiler, bu özel gecede kullanılan sepetlerin de tıpkı zembiller gibi kındıra ve mısır yaprağından örüldüğünü, dolayısıyla her bir sepetin aslında yaşayan bir kültür nesnesi olduğunu vurguluyor. Böylece 600 yıldır süren bir Ramazan eğlencesi, 300 yıllık bir el sanatıyla somut bir bağ kuruyor.
“İki Miras Bir Nefeste”
Etkinliği düzenleyen kültür gönüllüleri, “Bu gece, yalnızce çocukların şeker topladığı bir gece değil, aynı zamanda atalardan kalan iki değerin; zembil sanatı ve kandil geleneğinin el ele verdiği bir kutlama” diyor.
Bafra’da Ramazan, işte böylesine köklü bir kültür harmanında yaşatılıyor. Zembilin her ilmeğinde saklı emek, kandil gecesinin her mani söyleyen çocuğunda hayat buluyor.














